
Terapist ve danışan arasındaki ilişkinin en önemli unsurlarından biri duymaktır. Danışan ve terapist birbirlerini gerçekten duydukları zaman ilişki ve tedavi anlam kazanmaya ve gelişmeye başlar. Danışanlarımla yaptığım uzun yolculuklarda, harcadığımız zamanın önemli bir kısmında danışanın en temel ihtiyacı duyulduğunu hissetmektir. Bunu karşılıklı olarak deneyimlemek, her ikimiz için de vazgeçilmezdir.
İşte o an, akan bir nehirdeki serin suyun ruhumuza yaptığı etkiyi hissederken, yaşamak daha anlamlı hale gelir. Her ilişki duyulmayı hak eder. İzin verin, emek verin ve sabırla dinleyin.
Anne-baba çocuğunu dinlesin, duysun. Eşler birbirini dinlesin, duysun. Doktor hastasını dinlesin, duysun.
Duyulmak için bağırmaya değil, gerçekten dinlenilmeye ihtiyacımız var.
Sıkça Sorulan Sorular
Terapötik ilişkinin ve tedavi sürecinin en önemli kısmı karşılıklı olarak birbirini duymaktır. Danışan ve terapist birbirlerini gerçekten duydukları an aralarındaki bağ anlam kazanır, tedavi süreci gelişir ve ilerler.
İnsanlar, girdikleri uzun hayat yolculuklarında ve ilişkilerinde harcadıkları zamanın büyük bir kısmında duyulduklarını anlama ihtiyacı içindedirler. Duyulduğunu hissetmek, insana var olduğunu ve değer gördüğünü hissettirir.
Hayır, duyulmak evrensel ve her ilişkinin hak ettiği temel bir haktır. Bu durum ailede anne, baba ve çocuk arasında, evlilikte eşler arasında, profesyonel hayatta ise doktor ve hasta gibi hayatın her alanındaki tüm ilişkilerde geçerlidir.
İlişkilerde karşılıklı duyulma deneyimi yaşandığında, akan bir nehrin serin suyunun ruhumuza yaptığı o ferahlatıcı etkiyi hissederiz. Anlaşıldığımızı hissettiğimizde yaşamak bizim için çok daha anlamlı, huzurlu ve dolu dolu bir hale gelir.

-600x400.png&w=3840&q=75)
-1-600x400.png&w=3840&q=75)